Ruh sağlığımız ve işteki verimliliğimiz açısından iş ve iş dışı yaşam dengesinin önemi büyüktür. Kendimiz, işimiz, ailemiz ve sosyal hayatımız bu dengenin dört sacayağını oluşturuyor. Bu dengenin uzun süre bozulması, bireyin stres toleransını yok eder ve giderek bireysel huzur, sonra da aile huzuru yok olmaya başlar. Bunlar bozulmaya başlayınca da işteki verim, motivasyon ve doyum azalmaya başlar.

Yapılan çeşitli araştırmalar iş ve iş dışı yaşam dengesinin bozulmasının erkeklerde ve kadınlarda farklı etkileri olduğunu ortaya koyuyor. Örneğin; evden çalışma döneminde özellikle kadınların erkeklere oranla daha fazla zorlandıkları yönünde bulgular var. Zaten evde eşlerinden daha çok iş yapan kadınlar için dışardaki işlerinin de eve taşınması dengelerinin daha fazla bozulmasına yol açtı. Tabi bunun sonucunda fiziksel ve psikolojik stres belirtileri de yükseldi. İşin enteresan tarafı şu ki; bu dengenin bozulması kadınlarda “yaşam doyumunu” azaltırken, erkeklerde ise daha çok “evlilik doyumunu” azaltıyor. Kadınların iş ve iş yaşam dengelerinin bozulmasından dolayı aile ilişkileri de bozulduğunda bütün ruhsal dengeleri olumsuz etkilenirken, erkelerin daha çok evlilikle ilgili şikayetlerinde belirgin bir artış ortaya çıkıyor. Özellikle küçük yaşta çocuk sahibi olan ve çalışan anneler için ise durum daha da ağır hissediliyor. Ancak, her ne kadar uzaktan çalışmak erkeklerin dengesini kadınlar kadar bozmasa da onların bu durumdan etkilenmediğini söyleyemeyiz.  Uzaktan çalışma döneminden önce çalışan erkeklerin sosyal hayatının büyük bir bölümünü işyerleri oluşturuyordu. Fakat ev hayatı işyerindeki sosyal hayatı azaltınca onlar için hem evin cazibesi azaldı hem de sosyal hayatın kısıtlanması yüzünden bu boyuttan gelen doyum kaynakları azaldı.

Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi’nin TÜBİTAK desteğiyle yürüttükleri “COVID-19 Gölgesinde Evden Çalışma ve İş-Yaşam Dengesi Araştırması” başlıklı sekiz hafta süren “boylamsal” çalışmada, pandemi sürecinde Türkiye’de insanların iş ve iş dışı yaşam dengelerinin bozulmasından nasıl etkilendikleri ve bununla nasıl başa çıktıkları ele alındı. Bu araştırmanın “cinsiyet farklılıklarıyla” ilgili ortaya koyduğu kimi sonuçlar, literatürdeki bazı araştırmalara paralelken bazıları ise farklılık gösteriyor. Araştırmanın bazı dikkat çekici sonuçları şu şekilde;

  • Kadınlar, pandemi sonrası erkeklere oranlara daha sık evden çalışmak istemişlerdir.
  • Kadınların kariyerlerinin eşlerinin kariyerinden daha öncelikli olduğu durumlarda bile ev işlerinde onlardan daha fazla sorumluluk üstlenmişlerdir.
  • Kadınların pandemi süreci boyunca fiziksel açıdan erkeklere kıyasla daha çok zorlandıkları, ancak psikolojik açıdan iki cinsiyet arasında belirgin bir fark olmadığı görülmüştür.
  • Erkeklerin uzaktan çalışma sisteminden memnuniyetlerinin kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu görülmüştür.

İş ve iş dışı rolleri dengelemede de kadınlar ve erkekler arasında fark bulunuyor. Özellikle kadınlar iş ve ailevi sorumluluklarının çatışmasından dolayı erkeklere göre daha çok problem yaşıyorlar. Ayrıca, kadınlar eşlerinden ve yöneticilerinden duygusal destek alabildiklerinde bu dengeyi daha kolay sağlıyorlar.  Kadınlarda bu dengeyi sağlayabilmek için daha soyut (duyguları önemseme, anlama, neler hissettiğini sorma ya da iş yeri başarılarını destekleme vb.) bir duygusal destek işe yararken, erkeklerde ise somut (ev işlerine yardım etme, yapması gerekenleri hatırlatma, gerektiğinde yükünü hafifletme vb.)  bir yardım daha çok işe yarıyor.

Tüm bu bilgiler, çalışanlarını desteklemede neleri göz önüne almaları gerektiği konusunda şirket yönetimleri ve İK departmanlarına ışık tutabilir.