Kurum kültürünüz ve yaklaşımlarınız çalışanlarınızın yaratıcılığını desteklemekte midir? Verimlilik sağlamasını umduğunuz yönetim politikalarınız yaratıcılığın gücünü/imkânlarını hesaba katmakta mıdır, yoksa sadece çalışanların her zaman yaptıkları klasik işleri bu sefer de “iyi şeklide” yapmalarını ve hedeflerinizi böylece yakalamayı mı ummaktasınız?

Yaratıcılık, bir kişilik özelliği gibi düşünülse de aslında birkaç bileşenin sonucu olan, geliştirilebilir bir beceri veya belli şartlar altında ortaya çıkması sağlanabilir bir potansiyeldir. Yapılan araştırmalar, yaratıcılığın kişilik, karakter özellikleri, davranış biçimleri ve sosyal etkilerin bir kişi üzerinde birleşmesiyle meydana geldiğini ortaya koyuyor. Genel anlamda yaratıcı bireyler araştırıcı, yeniliğe ve değişime açık olma, akışkanlık, analiz yapabilme, özgün ve işlevsel fikir üretebilme, kaygısını denetleyebilme, kararlarında bağımsız ve baskın olma eğilimine sahip olma, otoriteye daha az itaat etme isteği gibi birtakım özelliklere sahiptirler. Yaratıcı bireyler problemlere farklı bakış açısıyla bakmaya ve başkalarının düşüncelerine sadece katılmaktansa risk alıp kendi düşüncelerini ön plana çıkarmaya çalışırlar.

Her alanda, hızla küreselleşen dünyada şirketlerin ve toplumların yeni ve farklı olana duydukları ihtiyaç giderek artıyor. Bunun doğal sonucu olarak yaratıcılık kavramına verilen önem de artıyor. Bu nedenle yaratıcılık motivasyonunu tetikleyecek teşvik edici araç ve yöntemleri geliştirmek gerekiyor. Bunun içinse yeniliği nelerin engellediğini anlamamız ve belli stratejiler ışığında zamanla ortadan kaldırmamız çok önemlidir. Tabi yeniliği engelleyen şeylerin pek çoğunun insanın dışında değil, kafasında olduğunu göz önüne alarak belki de önce zihniyetten başlamak daha iyi olabilir. Bir de şunun farkında olmak gerekir ki; sorun bazen yeni fikirlerin bulunmamasında değil, bu fikirlere kulak veren, inanan, harekete geçmeyi göze alan kimse bulunmamasından kaynaklanıyor. Yaşlanan bir toplum ya da örgüt, “zihin körelmesi/kilitlenmesi” denilebilecek yeni fikirlere karşı adeta kendini koruma mekanizması geliştirebiliyor. Bu duruma düşmemek için uyanık olmak lazımdır.

Öncelikle üst yönetim desteği olmadan bir kurumda yaratıcılığı geliştirmek zordur. Yaratıcı fikir ve eylemleri takdir etmek de diğer önemli koşullardan biridir. Takdir eksikliği yaratıcılığın düşmanıdır. Şirketlerde yaratıcılığın önündeki en büyük engellerden biri de alıştığı prosedürlere sıkı sıkıya bağlı, üstünden laf işitmemek için kabuğunun dışına çıkmayı göze alamayan, liderlik vasıflarına sırtını çevirmiş yöneticilerdir. Dolayısıyla yaratıcılığı geliştirmeye yönelik yatırım yapmak demek, öncelikle insana yatırım yapmak demektir.