İş yerinde suskunluk ciddi bir problemin belirtisi olabilir. Değersizleştiğini düşünenlerden tutun da o gün koridorlarda patronla/yöneticisiyle karşılaşmadıysa kendini şanslı hisseden çalışanlara kadar uzanan bir liste bu.

O ihtişamlı plazaların bilmem kaçıncı katında pahalı bir ofiste çalışan bir personel bana “Bizim şirket çalışanlarını asansörde hemen tanırsınız. Nizami bir şekilde köşelere geçmişlerdir.” demişti. Boyun eğen, üzgün, özgüvenden yoksun bir duruş…

Bunu hissettiren şey hataların sert eleştirilere yol açması, toplantı sırasında azarlanma kaygısı ya da her işi haddinden fazla kontrol eden bir yöneticinin varlığı gibi nedenlerdir. Böyle iş ortamları zaman içinde çalışanların potansiyellerini, yaratıcılıklarını köreltmekle kalmaz, aynı zamanda ruhsal dengelerini de bozabilir. Bu tür iş yerlerinde çalışanlarda kendini değersiz hissetme, gerginlik /dışa vurulmamış öfke yaygındır. Bu nedenle kendilerini geliştirmeyen, içine kapanmış, sessiz çalışanlara dönüşmüşlerdir. Sadece işe karşı değil, diğer arkadaşlarına karşı güvensizlik de söz konusudur. İnsan sağlığına zararlı hizmet/mal üretmek ne kadar etik ve meşruiyetten uzaksa, çalışan sağlığına zarar verdiği görülen yaklaşım ve uygulamalara göz yummak da o kadar etik dışı ve meşruiyetten uzaktır.