Kaygı, başımıza gelmesinden korktuğumuz olaylara şimdiden verdiğimiz huzursuzluk, gergin bekleyiş gibi kendini gösteren bir duygu durumudur. Kaygılı kişi davranışlarını bu olumsuz durumlardan uzak durmak amacıyla yönlendirdiğinden çevresindeki diğer seçenekleri göremez. Yöneticiler de iş yükü ve yönetimsel nedenlere bağlı olarak çeşitli kaygı durumları yaşamaktadırlar.

Yapılan araştırmalar, kaygı düzeyi yüksek olan bir yöneticinin çalışma ortamına girdiği zaman bunun çalışanlar tarafından, yönetici daha hiçbir şey söylemeden algıladığını ortaya koymuştur. Yöneticinin ses tonunu kontrol edememesi, gergin veya yüksek sesle konuşması, çevredeki kişileri suçlaması veya olumsuz ifadeler kullanması çalışanlar üzerindeki baskıyı artırır ve kaygı düzeylerinin iyice yükselmesine yol açar. Buradan da anlaşılacağı gibi kaygı ”bulaşıcıdır”. Kaygılı yönetici, kendisini kaygılandıran duruma odaklandığından, çalışanların iş ile ilgili yaratıcı fikirleri olsa bile onları dinlemeyebilir, kontrolü sağlama ihtiyacı yüzünden sadece kendi doğru gördüklerine odaklanabilir. Bu yöneticiler, doğrularının dışına çıkan çalışanlarına fazla iş yükü, mesai bitiminde ekstra iş verme gibi ”pasif-agresif” davranışlar da gösterebilir.

Aslında kaygının gerekli olduğu durumlarda işleri kolaylaştıran bir etkisi vardır. Örneğin, iş yaşamında kişinin kariyerini etkileyecek bir görüşme öncesinden yaşayacağı hafif kaygı, daha yüksek bir enerji veya daha dinamik bir zihinsel durum yaşanmasına, kendini hazırlamasına katkı sağlayabilir.

Kaygı, karşılaşılan herhangi bir durum karşısında ilk başta hedefe yönelik edimleri desteklemekte ama düzeyi yükseldikçe giderek düşürmektedir. Bu seviyenin ne olduğu karşılaştığımız problemin kolaylık ve zorluk derecesiyle de ilgilidir. Şirketteki yöneticilerin ve diğer çalışanların kaygılarını yönetebilmelerini sağlamak açısından ”duygu yönetimi” konusunda destekleyici çalışmalar gerçekleştirmek, liderlik yetkinliklerini geliştirecek eğitim ve bireysel danışmanlık olanakları sağlamak, şirket ikliminde kaygı üreten süreçleri iyileştirmek, görev tanımlarındaki belirsizlikleri netleştirmek gibi girişimler son derece yararlı ve verim artırıcıdır.