İşyerinde kurulan samimi ve ölçülü ilişkilerin çalışanların bağlılık duygularını, tatmin seviyelerini ve motivasyonlarını arttırdığı genel kabul gören ve araştırmalar tarafından da desteklenen bir olgudur. Fakat iş ortamlarını domine eden ilişkiler çoğunlukla bu türden değildir.

Yazıya ciddi başladık ama biraz espri katarak devam edersek belki okuması daha keyifli olur:

Günümüzde pek çok şirket ve çalışan, başına tebelleş olan “yıkıcı” ilişki tarzlarını yönetmekte zorlanıyor. Gün geçmiyorki bir yönetici gelip kendi ekibindeki diğer çalışanları “zehirleyen” birilerinden ya da şirkette uzun süredir çalışan ve eli her yere uzanan ama doğru dürüst bir iş yapmayan “elitler takımının” kötü icraatlarından yakınmasın. Sadece bunlarla da kalsa iyi ama ne yazık ki “zehirli sarmaşıklar” ve elitler dışında, onlar kadar iklimi bozan başkaları da var. Örneğin, kimi çalışanlar arasında “Biz kankayız, burada kuş uçurtmayız, aramızdan da su sızdırmayız” düsturuyla yaşanan “accayip dayanışma”, bu tür grupların dışında kalanların canını yakabiliyor. İş üretimi dışında kalan ve dedikodudan mobbinge kadar uzanan pek çok “sektörde” daha “üretken” olan bu tür ilişkilerin işyeri için tarladaki kımıl zararlısı kadar zarar verici olduğunu söylemek yanlış sayılmaz.

Bir de sadece işiyle ilişki kurup tüm insani ilişkilerin dışında kalmayı seçen “bağlantısızlar hareketi mensupları” var ki, onları anmadan geçmemek gerekir. Bu arkadaşlar genellikle orta yerde durdukları halde görünmezlik iksiri içmiş bir nevi “fantom çalışan” durumundalar. Bu özellikleri sayesinde oluşan “insani çoraklaşma”, adeta şirketin olası sürdürülebilirlik projelerinin üzerinde bir Demokles Kılıcı gibi sallanır. Zira içeride bu “beşerî afet” yaşanırken artık dışarıya karşı sorumluluk üstleneme iddiası inandırıcılık açısından hayli tartışmalı hale gelir.

Evet, iş yerinde “Sevelim, sevilelim!..” Fakat “Ah bir bilsen kalbimin içini” dememek için “ilişki yönetimi” konusunda yetkinlik şart! Bu yetkinliği geliştirmek için ne yapmak gerektiğini sorarsanız, iyi ilişki yönetmek, iyi dans etmeyi bilmek gibidir. Ee, iyi dans etmek için de malumunuz efendim, eğitim şart!