Bir zamanlar evden koşarak çıkıp gittiğiniz, hayallerinizi süsleyen işiniz için şimdi yataktan çıkmak bile mi istemiyorsunuz? Birçok beklentiniz yerine gelmemiş, hayal kırıklığına uğramış veya artık sizi iyice işinizden soğutan bir boğuşmanın son demlerinde mi hissediyorsunuz? Evet, pek çok konuda haklısınız!

İş yerlerinin çekilmez iş yükleriyle, insanı işinden, hayatından bezdiren kişilerle, az imkânla üstesinden gelmeye çalıştığınız bitmez tükenmez taleplerle dolu olduğu bilinen bir gerçektir. Peki, mutsuzluğunuzun nedenleri GERÇEKTEN bunlar mıdır? Diğer bir ifadeyle, sizi mutsuz eden nedenler hep dışarıda mıdır? Merceği yakına tuttuğunuzda kişilik özelliklerinizin, olaylara bakışınızın ve seçimlerinizin bu mutsuzluğu, motivasyon azlığını yaşamınızda daha yüksek bir paya sahip olduğunu fark edebilirsiniz. İsteksizlik yaratan çok farklı örnekler verilebilir ama sizin bu konuyla ilgili yaşadığınız durum ne olursa olsun, hepsi için sorulabilecek bir ortak soru vardır: “Bu durumda olmaya nasıl zemin oluşturuyorum?”

İşini çok sevdiği halde son zamanlarda iyice bunalmaya başladığını söyleyen bir yönetici bana; “Keşke benden birkaç tane daha olsaydı, o zaman her şey daha kolay olurdu. Gözüm arkada kalmadan hiç kimseyle yükümü paylaşamıyorum.” demişti. Bu kişi sık sık uzun mesailere kalıyor ve her geçen gün evinden, sosyal hayatından, hatta kendisinden uzaklaşıyordu. Mükemmeliyetçi yapısı başkalarına güvenmesine engel oluyor ve bu nedenle işini delege edemiyordu. Delegasyon yapamamasını ise kimsenin iş bilmemesine, baştan savma davranmasına, sorumluluğunu gereği gibi yerine getirmemesine, herkesin diline kolay çözüm diye doladığı “kuşak” kavramına vs. bağlıyordu. İçinde bulunduğu bu çıkmazda, acı ve dönüşü zor bir tükenişe doğru yol alırken, akıl edebildiği veya içine ancak sineceğini hissettiği tek çözüm olarak kendini klonlamayı düşünüyordu! Unutulmaması gereken, insan, “yeniden şarj edilebilir” de olsa limitli bir enerji kaynağıdır. Kişi üretkenliğin, yaratıcılığın devamlılığı ve daha uzun süre “işe yarar” kalabilmek amacıyla öncelikle kendi enerjisini çarçur etmeme sorumluluğunu üstlenmelidir. Belki de yoğun çabalarınız sayesinde bir yerlere getirdiğiniz, sahibi veya yöneticisi olduğunuz işiniz, giderek daha da tatsız bir hal almaya başladıysa ve siz kendinizi tükenişe itiyorsanız işiniz de sizinle birlikte tükenecektir.

Bu nedenle işaret parmağınızı dışarı çevirmeden önce Gandhi’den ilhamla söylersek; sözlerinize, düşüncelerinize, eylemlerinize, seçimlerinize dikkat edin, hepsi birlikte kaderinize dönüşürler.