Sizi en çok ne mutlu eder diye düşündüğünüzde aklınıza yüksek maaşlı bir iş, çok miktarda para, sahip olmayı istedğiniz eşyalar, mükemmel bir vücut gibi şeyler geliyorsa büyük olasılıkla mutluluğu yanlış yerde arıyorsunuz. Zira bilimsel araştırmalar bu tür faktörlerin mutluluğa etkisinin ya çok az ya da hiç olmadığını ortaya koyuyor. Elbette, temel ihtiyaçlarınızı karşılayacak kadar geliriniz yoksa, bu durum mutluluğunuzu negatif yönde etkiler. Ancak gelirinizin bu miktarın üstünde olmasının mutluluğunuz üzerinde büyük bir etkisi olmayacaktır. Örneğin, harika bulduğunuz bir arabayı ya da çantayı almanızın mutluluğunuzu uzun süre arttırma ihtimali çok düşüktür. Hatta maddiyata dayalı düşünce ve istekler mutluluğunuzu olumsuz yönde de etkileyebilmektedir.

Peki, beynimiz bizi neden aslında mutlu etmeyecek yanılgılara itiyor? Bu sorunun cevabı beynimizin birtakım “referans noktalarına” göre çalışıyor olmasında saklıdır.  Beynimiz kararlarını, belirlediği bu refrans noktalarına göre veriyor. Bunu bir örnekle açıklamaya çalışalım: Diyelim ki, kendinize son çıkan X marka bir telefonu aldığınız takdirde çok mutlu olacağınızı söyleyerek buna sahip olmak için para biriktirmeye başladınız. Bu durumda beyniniz satın almak istediğiniz o model ve markayı bir “refrans noktası” olarak belirlemiş oluyor. Fakat siz hedeflediğiniz telefonu aldıktan kısa bir süre sonra yeni bir referans noktası oluşacak vebu sefer ona sahip olamadığınız için kendinizi “mutsuz” hissetmeye başlayacaksınız.

Medveck’in (1995), olimpiyat şampiyonları üzerinde yaptığı araştırmaya göre gümüş madalya alan kişi bronz madalya alan kişiye kıyasla daha az mutludur. Bunun sebebi gümüş madalya sahibi kişi kendine referans noktası olarak altın madalyayı seçerken, bronz madalya alan kişi ise hiç madalya almamayı seçmektedir.

Gelir artışının mutluluk sağlamaması da bu sebeple açıklanmaktadır. Ne kadar kazanırsak kazanalım hep daha üst miktarları referans noktamız olarak görür ve daha fazlasını isteriz.